Parfümü teninize sıktığınız anda etrafınızda bir koku haresi oluşur. Hafızalara kişiliğinizle olduğu kadar kokunuzla da yerleşmeye başlarsınız. Duygusal veya serinkanlı. Çocuksu veya kışkırtıcı. Gizemli ya da çılgın! Kim olursanız olun, titizlikle seçilmiş bir parfüm sizi tanımlamakta asla yanılmayacaktır.
İlk aromasından şişesine dek adeta bir sanat eseri gibi hazırlanan parfümlerle, gelin, yaşam tarzınızı teninize yansıtın.

Parfüm, latince kokulu duman anlamına gelen "perfumum" kelimesinden geliyor.

Tarihi ise oldukça eski:
Günümüzden yaklaşık 5000 yıl önce, Mısırlılar güneş tanrıları Ra için güneşin doğuşundan batışına dek kokulu otlar yakarlardı.

Mısırlılar günlük hayatlarında da kokulu yağlar ve pomatlar kullanırdı. Bunlar içinde en çok tercih ettikleri "kyphi" adını verdikleri kokulu bir yağdı. Kyphi, bal, şarap, pirinç, mersin çiçeği, safran, katırtırnağı ve ardıç özlerinden oluşan bir karışımdı. Nefertiti yasemin banyosu yapar, banyodan sonra vücuduna sandal ağacı, amber ve ender rastlanan çiçek özleri sürerdi.

Çağdaş niteliklere sahip ve bilinen ilk parfüm 14. yüzyılda, 1370 yılında yapıldı ve güzelliğiyle ünlü bir Macar kraliçesine atfedildi. Esans ve biberiye yağı ile alkol karışımından elde edilmiş, lavanta yağı ile zenginleştirilmiş bu karışıma özel bir isim verilmesi de unutulmamıştı: "Macar Suyu".

16. yüzyılda cam sanatının ilerlemesiyle birlikte parfümün gelişme süreci de hızlandı. O yıllarda parfümün en çok üretilip tüketildiği ülke Fransa idi. Fakat parfümün vücuda sürülmesinin hastalıklara neden olacağı düşünülür, parfüm sadece pis kokuları maskelemek için kullanılırdı. Bu nedenle giysiler, eldivenler, mendiller, hatta mücevherler bile parfümlenirdi.

17. ve 18. yüzyıllarda, parfüm endüstrisi oldukça gelişti. Özellikle Fransa'nın Grasse bölgesi parfüm endüstrisinin kalbi, merkezi haline geldi.
20. yüzyılda parfümler muhteşem şişeleriyle birer sanat eseri halini aldı. Parfümler vücut kokularını bastırmak için değil, kişiliklerin altını çizmek için kullanılmaya başlandı ve çağdaş yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline geldi.